Adın sonbahardı
Yağmur damlaları kurumuş yapraklar üstünde..
Gittiğinden beri hüzündür adım
Gittiğinde mevsim sonbahardı....
Yine sonbahar yine en başındayız sonun. Oldum olası sevdim Eylül’ü , beni hiç hüzünsüz bırakmadı şimdiye kadar. Mutsuzluğumun değil de kaybedilenlerin ardından başımı arkaya çevirip gözlerimden akan birkaç damla yaştı hüzün…
Eylül geldi çattı yeniden. Mutsuzluk yolunu şaşırdı belki de bu eylül.. Hüznü yaşayacaktım belli ki! Ama ya bu mutsuzluk ve acı?
Pişmanlığın gölgesine sığınsam korur mu acaba bu mutsuzluktan beni?
Yada acı veren bu yarayı hüznün merhemiyle mi daha çok acıtsam?
Öyle ya mecnunda aşk acısından yollara düşmemişiydi Leyla sı nı ararken…
Acısına acı katmamış mıydı çöllerde onu ararken deli divane..
Kaybederken en sonunda acıdan bulmuşlardı Aşk’ı ayrıldıktan sonra ruhlarından bedenleri.
Ve keşke yalan söylemeseydi Leyla Mecnun’una..
Ve keşke olmasaydı binlerce kez söylenen pişmanlık…
* * *
Hayat bazen yanlışlar söyletiyor insana dilinin ucunda doğrular sere serpe dururken
Ve Şimdi anlatamadıklarım Veli gibi…
ağlasam sesimi duyar mısınız,
mısralarımda;
dokunabilir misiniz,
gözyaşlarıma, ellerinizle?
bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
bu derde düşmeden önce.
bir yer var, biliyorum;
her şeyi söylemek mümkün;
epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
anlatamıyorum.